24 Temmuz 2015 Cuma

PRONOUN (zamir)


KINDS OF PRONOUNS:


PERSONAL PRONOUNS (şahıs zamirleri)

Subject
Object
Possessive adj.
Possessive pron.
I
you
he/she/it
we
they
one[1]
me
you
him/her/it
us
them
one
my
your
his/her/its
our
their
one’s
mine
yours
his/her/--
ours
theirs
--

Personal pronouns in details

I
Her zaman büyük yazılır.
s  Do you know who I am?
You
1. Tekil yada çoğul kastedebilir. Her iki durumda da çoğul yüklem alır.
s  Are you here James?
s  Are you here kids?
2. Genel olarak insanlardan bahsederken
s  You must show your ID whenever a policeman asks. (All people must show…)
He
Atasözlerinde “anyone” demektir. Hem erkek hem bayan kastedilir
s  He who hesitates is lost? (Tereddüt eden kişi kaybeder)
Cinsiyetin önemli olmadığı durumlarda daha önce zikredilmiş bir grup için [eski kullanım]
s  Every child needs to know that he is loved.
She
Ülkeler, gemiler ve bazen diğer araçlar için kullanılmaktadır.
s  When the titanic sank, nobody believed that it was possible to save her.
We
Tüm insanlar anlamında, konuşan ve dinleyiciler de dahil
s  We must protect the environment against pollution.
They
1. Tüm insanlar anlamında
s  They say inflation will never comedown. (Derler ki enflasyon asla inmeyecek)
2. Sorumlu, görevli kişiler anlamında (People in charge, people concerned)
s  They are buildings a new underground station.
3. –body ve –one kombinasyonları yerine kullanılır. DİKKAT: Yüklem tekildir!
s  Everyone has passed their exam, haven’t they?
s  Has everyone got their books?



It
1. Kim olduğunu bilmediğimiz insanlar için
s  “Knock….knock…..knock!”             “Who is it?”      “It’s your driver sir.”
2. Cinsiyeti bilinmeyen bebekler;
s  What a lovely baby. Is it a boy or a girl?
3) Sıcaklık, hava, mesafe ve zaman için (temperature, weather, distance or time)
s  How long is it to the station?(for time or distance)
s  It’s early/late. It’s 5 am. It was Friday the 13th  (for time)
s  It’s cold/warm. It’s raining/snowing/freezing. It was foggy (for weather)
s  It is two miles to the beach. (distance)
s  It’s 25oC (for temp)
4) -thing kombinasyonlarının zamiri olarak (everything, something, anything, nothing)
s  Everything was ready, wasn’t it?[2]
5) Introductory it
a) For to infinitives:
s  It was foolish to live the car there.
b) For that clauses:
s  It is a pity that you can’t come with us.
c) for gerunds
s  It is no use shouting. (Bağırmanın faydası yok)
c) At cleft sentences: It is N + relative clause Çoğulluk veya cinsiyet durumu değiştirmez.
s  It is Tom who signs the letters, not Bill.[3] (not He is Tom who signs…)
s  It is more nurses that we need, not more doctors.[4] (not They are more nurses...)
s  It is Spain that we are going to, not Portugal.
One
1. Tüm insanlar: One kişi, insan, herkes vs. diye çevrilebilir veya çatı edilgen yapılabilir.
s  One has to show one’s passport. (Kişi/herkes pasaportunu göstermek zorundadır.)
s  One should always be polite.(Kişi/insan her zaman kibar olmalıdır)
s  How does one get to the Fifth Avenue from here? (Buradan 5. caddeye nasıl gidilir?)
2. One için one’s iyelik sıfatı kullanılır ancak bazen başka kullanımlar da gözükmektedir.
s  One should take care of one’s health. (Br E typical, Am E formal)
s  One should take care of his health.(Am E typical)
s  One should take care of his or her health. (Çok nadir)
3. Bir çoğulun bir ferdi olarakone of +plural noun
s  One of my fiends has called me.
4. İnsan için kullanıldığı gibi nesneler için de kullanılır. Çoğulu (ones) vardır..
s  “Which one would you like?”                        “That black one please.”
s  “Which ones would you like?”          “These small ones please.”
5. Çoğu zaman that, this veya bir sıfatla kullanılır. [that/this/adj+one]
s  I want to buy a car. Please show me the black one.
6. Sayılamayanlar için kullanılmaz.
s  Don’t drink this water. Drink that clean water. (not that clean one.)
NOTE: Sıralamalardan ve superlative’lerden sonra söylenmeyebilir.
s  Which train did you come on?  The first (one)
s  I have caught the second (one)
s  They have got four children. The eldest (one) is only 10.

 



Extra Notes for “it” pronoun:

It is kalıbı en sık kullanılan kalıptır.
         It is V3 that…
s  It’s said/believed/thought (that) you are going to London tomorrow. (Yarın Londra’ya gideceğin söyleniyor/düşünülüyor/-e inanılıyor.)
         It is adj that…
s  It is vital to help the poor.(Yoksullara yardım etmek çok önemlidir)
         It is N Ving
s  It is not use warning him.(Onu uyarmanın faydası yok)
         It is adj of SB to do ST
s  It was clever of you to think of that.(Bunu düşünmen çok akıllıca bir davranıştı)
It is kalıbı her zaman gözükmeyebilir.
s  It appears that she knows nothing about the subject. (Belli ki konu hakkında hiçbir şey bilmiyor)
s  It strikes me that she knows nothing about the subject (Bir an kafama dank etti ki…)
s  It turns out that she knows nothing about the subject. (Ortaya çıktı ki…)
s  He told Tom to hire a car. Then it turned out that Tom did not have a driving license. (Tom’a araba kiralamasını söyledi. Sonra ortaya çıktı ki Tom’un sürücü ehliyeti yokmuş)
It zamiri noun clause, relative clause, to infinitive veya gerund yerine sıklıkla kullanılır.
s  You can’t take photos here. It’s not allowed. (=Taking photos here is not allowed.)
s  It was against my suggestion of hiring a car. (Bir araba kiralamak önerilerimin tersineydi)
s  It doesn’t matter what they say. (Ne dedikleri önemli değil)
s  It will be easy to find the right house. (Doğru evi bulmak kolay alacak)
 [find it adj to do ST] veya [find it a N to do ST] veya  [find it adj + that clause]
Bu kalıplarda find=think anlamındadır.
s  I found it enjoyable to play with you. (Seninle oynamayı eğlenceli buluyorum)
s  You may find it hard to accept your illness. (Hastalığını kabullenmek sana güç gelebilir)
s  I find it amazing that they’re still together. (Hala beraber olmalarını çok şaşırtıcı buluyorum)
s  She finds it a strain to meet new people. (Yeni insanlarla tanışmak onun için bir stres)

Possessive Pronouns

1) One ve it zamirleri için sahiplik zamiri yoktur.
2) Its ve it’s farklı şeylerdir. It’s=It is
s  Its tail is short. (Onun kuyruğu kısa)
s  It’s a short tail. (O kısa bir kuyruk)
3) iyelik sıfat ve zamirleri “whose” sorusuna cevaptırlar.
s  “Whose are those cars?”         “Those are his cars.”      veya             “Those are mine.”      
s  This is your bicycle. Mine is the black one.
4) OWN sahiplik belirtir. Vurgu için kullanılır: [my/your etc. +own+ N]
s  It’s my own house. (Benim kendi evim)
s  It is my very own house. (Benim kendi evim)
6) OWN  şu kalıpla da sık sık kullanılır: [a+N+of+my/your etc.+own]
s  This is a car of my own = This is my own car.
s  It is a fault of your own  = It is your own fault.


7) “The” asla iyelik zamiri veya sıfatıyla kullanılmaz.
s  He is my friend. (not He is the my friend)
s  Here is my best friend. (not Here is my the best friend)
s  She was my first girl friend. (not She was my the first girl friend)
8) [a noun + of+mine/yours etc.]
s  A friend of mine = one of my friends.
s  A good idea of yours = one of your good ideas.
s  A student of hers = one of her students.
NOTE: Darbe ifade eden bazı yüklemler şu kalıpla kullanılır. [V + SB + prep + the body organ]
s  He hit me in the eye. (Gözüme vurdu)
s  She punched me in the face.(Yüzümü tırmaladı)
s  A bee stung her on the nose. (Bir arı onu burnundan soktu)
s  I will shoot the man on the head. (Adamı kafasından vuracağım)

Choosing Cases after Linking Verbs and after But, Than, and As

            Linking verb’lerden, but, than ve as’den sonra gelen zamir özne durumunda mı (subjective case) yoksa nesne durumunda mı (objective case) olmalı şeklinde dilbilimciler arasında bir tartışma vardır. Gramerce her ikisi de doğru kabul edilir. Günümüzde hemen hep nesne durumunda kullanılmaktadır. Özne durumundaki kullanımlar eski ve tuhaf kabul edilmektedir. Durumla ilgili kısaca şunlar söylenebilir:
a) After Link Verbs: Özne konumu formal olandır ve gramerde bu doğru kabul edilir. Ancak tersine olan pek çok informal kullanım vardır:
s  It was he who represented the United Nations during the 1960s.[5] [formal]
s  That must be she on the dock over there.[6] [formal]
s  It’s me.[7] [informal] Bazı dilbilimcilerIt’s I” denmesi gerektiğini söyler.
b) after as, than, but: Özne durumunda diyenlerin delilleri, “Eğer cümleye devam edecek olsak özne kaçınılmazdı” şeklindedir. Nesne konumunda kullanımı doğru kabul edenler bunların birer preposition olduğunu, dolayısıyla nesne konumunda zamir alacağını savunurlar.
  • No one could be as happy as I (am)
  • “Whom were you expecting?”          “No one but he (is)?”
  • My father is still taller than she (is)
  • Dad's a lot taller than him.
  • No one in this class has done the homework but me.
c) Ancak aşağıdaki ilk cümlede but yüklemden önce gelmiştir ve bağlaçtır, zamir öznenin bir parçası olduğundan he olacaktır.
  • None of the students but he were interested. (Onun dışında hiçbir öğrenci ilgilenmedi)
  • None of the students were interested but him. (Ondan başka hiçbir öğrenci ilgilenmedi)
d) “Like” preposition olduğundan kendisinden sonra şüphesiz nesne durumundaki zamir gelir.
  • My mother is a lot like her.


DEMONSTRATIVE PRONOUNS (İşaret Zamirleri)

Bu kelimeler (this/that/these/those/such) pronouns veya determiners olarak görev yapabilmektedirler.
  • That is incredible! (referring to something you just saw)
  • I will never forget this. (referring to a recent experience)
  • Such is my belief. (referring to an explanation just made)
  • These [pancakes sitting here now on my plate] are delicious.
  • Those [pancakes that I had yesterday morning] were even better.
NOTE: Hususi türdeki bir şey(ler)e veya kişi(ler)e atıfta bulunurken that veya those kullanılır, this veya these değil.
  • Salaries are higher here than those (which are) in my countries.
  • I want this horse more than that (which) you offer me.
  • We’d like to exchange our home with that of a British family.

INTENSIVE PRONOUNS

Intensive pronouns (örneğin myself, yourself, herself, ourselves, themselves) bir şahıs zamiri artı self veya selves ile yapılırlar. (a personal pronoun + self or selves) ve bir ismi vurgularlar. Vurguladıkları isimden sonra gelirler. Vurguladıkları isim özneyse cümle sonuna taşınabilirler.
  • Tom himself went to New York (=Tom went to New York himself.) (Tom’un bizzat kendisi New York’a gitti.)
  • Ann herself opened the door (=Ann opened the door herself.) (Ann kapıyı bizzat kendi açtı)
§  I myself don't know the answer. (=I don’t know the answer myself) (Ben şahsen cevabı bilmiyorum)
Aksi takdirde niteledikleri ismin hemen peşi sıra gelirler
  • I didn’t meet the queen herself. (Kraliçenin bizzat kendisiyle karşılaşmadım)
NOTE: Bu yapı özneyi nitelerken cümle başına da gelebilir. [çok nadiren, bazılarınca yanlış]
§  Myself, I don't believe a word he says. (Şahsen, ben dediği tek kelimeye inanmam)

REFLEXIVE PRONOUNS (Dönüşlü Zamirler)

Yukarıdaki zamirlerin aynı kullanılır. Ancak burada zamirler bizzat nesne konumundadır. Vurgu amaçlı kullanılmazlar.

1) Bir cümledeki özne aynı zamanda o cümlenin nesnesi durumundaysa (If the subject is also the object) Türkçe’de kendi- diye ifade ettiğimiz reflexive pronoun’ları kullanırız.
  • He cut himself when he was shaving. (Tıraş olurken kendini kesti)
  • The record player switched itself off. (Kaset çalar kendisini kapattı)
  • Students who cheat on this quiz are only hurting themselves. (Bu sınavda kopya çeken öğrenciler sadece kendilerine zarar verirler)
  • Ann and Tom blamed themselves. (Ann ve Tom kendilerini suçladılar)
DİKKAT: Bu yapılar birbirleri(ni) anlamına gelmezler. Bunun için each other veya one another kullanılır.
  • Ann and Tom blamed each other. (Ann ve Tom birbirlerini suçladı.)
  • They looked at themselves in the mirror. (Aynada kendilerine baktılar)
  • They looked at each other in the mirror. (Aynada birbirlerine baktılar)


NOTE: Bu yapılar bazı yüklemlerle kullanılmazlar. [concentrate, relax, feel, meet]
  • You must try and concentrate. (not …concentrate yourself)
  • How do you feel? (not How do you feel yourself?)
  • When are we meeting? (not …meeting ourselves)
Ve ayrıca geçişsiz oldukları için şu fiillerle de kullanılmaz.
Wash: yıkanmak shave: tıraş olmak dress: giyinmek.
  • He got up, washed, shaved and dressed. (Kalktı, yıkandı, tıraş oldu ve giyindi)
Ancak kurulanmak (dry) böyle kullanılır:
  • I dried myself.
2) Bu tür zamirler çok sık olarak but sonrasında kullanılmaktadır.
  • He insulted no one but himself. (Başkasına değil, kendisine hakaret etti.)
  • They accused no one but themselves. (Kendilerinden başka hiç kimseyi suçlamadılar)
3) BY MYSELF etc. = yalnız tek başıma anlamına gelir. ON MY etc OWN eş anlamlı bir yapıdır.
  • I didn’t do it by myself / on my own. (Onu tek başıma yapmadım)
  • Did you go on your holiday by yourself / on your own? (Tatile yalnız başına mı gittin?)
  • Jack was sitting by himself / on his own in a corner of the café. (Jack kafenin köşesinde tek başına oturuyordu.)
  • Learner drivers are not allowed to drive on their own / by themselves. (Acemi sürücülerin yalnız başlarına araba kullanmalarına izin verilmez)
10) Link verblerden sonra [Be, feel, seem, appear, sound, taste, become, get(=become), grow(=become), turn(=become)…]
  • He is so tired nowadays. He isn’t himself. (Bu aralar yorgun. Alışık olduğumuz gibi değil.)
  • She is so angry. She doesn’t look herself. (Çok öfkeli gözüküyor. Alışık olduğumuz gibi değil)
Aynı yapı iyelik sıfatı + sıfat + self [my/your+adj+ self] kalıbıyla da kullanılır.
  • Ali doesn’t look his cheerful self. (Ali her zamanki neşesinde gözükmüyor)
  • My mother didn’t sound her happy self at the party. (Annem partideyken her zamanki mutluluğunda değildi)

INDEFINITE PRONOUNS (Belirsiz Zamirler)

1. –body, -one, -thing kombinasyonları belirsiz zamirlerdir.
  -one
  -body
  -thing
  anyone
  anybody
  anything
  everyone
  everybody
  everything
  [no one]
  nobody
  nothing
  someone
  somebody
  something
NOTE: -body ve –thing kombinasyonları aşağıdaki her durumda şahıs zamiri alabilirler.
  • Everyone / everybody took his seat. [formal]
  • Everyone / everybody took his or her seat. [formal, rare]
  • Everyone / everybody took their seat. [informal, common]
3. Aşağıdakiler aynı zamanda determiner olarak kullanılır:
enough, few, fewer, less, little, many, much, several, more, most, all, both,  each, any, either, neither, none, some, one
  • Few will be chosen; fewer will finish.
  • Little is expected.
  • One of the boys will help you.
2. Aşağıdakiler de belirsiz zamirdir.
            whoever, whomever, whatever
  • The coach will select whomever he pleases. (Koç her kimi isterse seçecek)
  • He said whatever came to mind. (Aklına ne gelirse söyledi)
  • Whoever crosses this line first will win the race. (Çizgiyi ilk geçen yarışı kazanacak)

RELATIVE PRONOUNS (İlgi Zamirleri)

Relative Clause’lardaki zamirler. Ayrıntı için bkz. Relative Clause
  • The woman who/that is standing near the window is a doctor.
  • Have you found the book which/that was missing?
  • The door, which was bright red, was very conspicuous.
  • My wife, who is an American, finds Turkey very beautiful.

INTERROGATIVE PRONOUNS (Soru Zamirleri)

Aynı zamanda determiner olarak kullanılırlar. (who, what, which, whose)
  • Which is your brother?
  • We know who is guilty of this crime.
  • I already told the detective what I know about it.
  • Whose are these?
  • It doesn't matter which beer you buy. [det]
  • What questions give you most trouble? [det] (=What kind of question…) questions in general
  • Which questions give you the most trouble? [det] some special questions

RECIPROCAL PRONOUNS (İşteş Zamirler)

each other       one another
  • You and I saw each other last week. (Geçen hafta birbirimizi görmüştük)
  • The houses faced each other. (Evler birbirine bakıyor)
  • I think we’ve learned a lot about one another in this session. (Sanırım bu sezon birbirimiz hakkında çok şey öğrendik.)
  • The wires were touching one another. (Teller birbirine değiyordu)
NOTE: Bariz kullanım genişliğine rağmen bazılarınca each other iki kişi için, one another ise bir grup fertleri için kullanılır.



[1] One aslında bir indefinite pronoun’dur.
[2] -body kombinasyonlarında they zamiri kullanılır.
[3] The person who signs the letters is Tom, not Bill.
[4] The thing that we need is more nurses not more doctors.

[5] Birleşmiş Milletler 1960lar boyunca temsil eden kişi oydu.
[6] Oradaki rıhtımdaki kişi o olmalı.
[7] Ben geldim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder